Edebiyat

Gazel Nedir? Tarihi Gelişimi ve Gazel Örneği

Gazel; aşk, doğa, aşkın verdiği ıstırap ve sevgi gibi duyguların belli kurallara göre ifade edildiği şiirlerdir.

Arap edebiyatının övgü ve yergi şiirleri olan kaside nazım biçiminin içinde “tegazzül” adı altında oluşturulan bu bölüm daha sonra zamanla kasideden bağımsız bir şekle bürünür ve “gazel” nazım biçimi olarak kullanılmaya başlanır.Gazel

Gazelin özellikleri:

  1. Divan şiirinin en çok kullanılan nazım şeklidir.
  2. İlahi ve beşeri aşk, kadın ve güzellik konuları etrafında şekillenir.
  3. Bu şiirlerin beyit sayısı 5-15 arasında değişmektedir. Ancak şairler genellikle bu şiirleri yedi beyitten oluşturmuşlardır.
  4. Beyit sayısı 15’ten fazla olan gazellere gazel-i mutavvel denir.
  5. Gazelin kafiye şeması; aa, ba, ca, da, ea, fa… şeklindedir. Yani ilk beyit kendi arasında kafiyeliyken sonraki beyitlerin ikinci dizeleri ilk beyitle kafiyelenir.
  6. İlk beytine “matla”, son beytine ise “makta” Matladan sonra gelen beyite hüsn-i matla, maktadan önce gelen beyite de hüsn-i makta denir.
  7. Bu şiirin en güzel beyiti “Beytü’l Gazel” ya da “Şah Beyit”
  8. Bir gazelin bütün beyitleri aynı söyleyiş güzelliğine sahipse bu şiire “Yek-Ahenk” adı verilir.
  9. Şairler bu şiirin bütününde aynı konuyu işlemişlerdir. Bütün beyitleri aynı konuyu işleyenlerine ise “Yek-Avaz” adı verilir.
  10. Normal şartlarda kafiye dizelerin sonlarında bulunur. Ancak bazen kafiyenin dize ortasında da kullanılması söz konusu olabilirdi. Bu durumdaki şiirlere “musammat gazel” adı verilirdi.
  11. Divan şiirinin vazgeçilmez vezni olan aruz ölçüsünün her şekli bu şiirde kullanılmıştır.
  12. Bu nazım biçiminin son beytinde şairin mahlası bulunur. Ancak bazen mahlas sonda değil de sondan bir önceki beyitte yani hüsn-i makta beyitte de olabilir.
  13. Divan Edebiyatında bu şiir türünün en başarılı örneklerini Fuzuli ve Baki vermiştir.
  14. Divan şiirinde çokça kullanılan bu nazım şekli konularına göre çeşitli isimler almaktadır. Örneğin; aşkı işleyenlerine “Aşıkane Gazel”, yaşamın zevklerini, güzel yanlarını ele alanlarına “Rindane Gazel”, didaktik nitelikte olanlarına “Hekimane Gazel” denir

Gazel

Gazelin tarihi gelişimi:

Arap edebiyatında yaygınlaşan bu tür daha sonra İran edebiyatına oradan da Türk edebiyatına geçmiş ve yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İlk zamanlarda İran edebiyatının etkisinde kalan bu şiirlerde birkaç yüzyıl sonra Türk etkisi kendisini göstermiş ve artık edebiyatımızdaki bu şiirlerin kalitesi İran ve Arap edebiyatlarıyla boy ölçüşecek seviye ulaşmıştır.

Divan şiirimizde bu nazım şeklinin büyük bir yeri bulunmaktadır. Konusunun lirik olması, şeklinin hem ilgi çekici hem de kısa olması nedeniyle her şairin denediği bir şiir olmuştur. Şair divanları incelendiğinde kitaplarının büyük bir kısmının bu nazım biçimine ayrıldığı görülmektedir. Türk Edebiyatı bünyesinde bu şiirin en önemli örneklerini; Fuzuli, Baki, Şeyhülislam Yahya, Nabi, Nedim ve son olarak Şeyh Galip vermiştir.

Tanzimat edebiyatıyla birlikte edebiyatımızda batılılaşma hareketi başlamıştır. Bu dönemde gazelin bazı özellikleri yıkılmış ve bu nazım şekliyle alakalı yenilikler yapılmıştır. Buna paralel olarak Tanzimat’tan sonraki Servet-i Fünun, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet edebiyatında aşamalı olarak varlığı gittikçe azalmış ve yerini yeni şiir türlerine bırakmıştır.

Gazel Ustası Fuzuli

Gazel örneği:

Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı                        
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı               

Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan                         
Niçin kılmaz manâ derman menî bîmâr sanmaz mı               

Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen              
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı                    

Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım           
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı                   

Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû                     
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı                

Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil                                
Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı                

*Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır                              
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı                 

Günümüz Türkçesiyle:

1-Sevgili, cefası ile beni canımdan usandırdı, cefa etmekten ken­disi usanmaz mı? Âhımın ateşinden gökler yandı-, muradımın mumu hâlâ yanmaz mı?

2-Sevgili, bütün aşk hastalarının derdine deva ihsan ettiği hal­de bana niçin derman etmiyor, beni hasta sanmaz mı?

3-Gamımı gizli tutardım, yâre açıkla dediler. Bilmiyorum söylesem, o vefasız inanır mı, inanmaz mı?

4-Ayrılık gecesinde canım yanar, ağlayan gözüm kanlı yaş dö­ker. Feryâd ve figanım halkı uyandırır. Kara bahtım niçin uyanmaz, bilmiyorum.

5-Gül gibi yanağına karşı gözümden kanlı yaş akar. Sevgilim! Gül mevsimidir, akarsular bulanmaz olur mu?

6-Ben sana gönül vermemiştim. Aklımı sen çeldin. Beni ayıpla­yan gafil kişi seni görünce beni ayıpladığından dolayı utanmaz mı?

7-Fuzulî, daima halka rezil rüsva olan çılgın, bir rinddir. Bunun nasıl bir sevda olduğunu kendisine sorun, bu sevdadan usanmaz mı?

 

Etiketler
Devamını Göster

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close