Uncategorized

Kaybettik Albayım! Önce Vicdanlarımızı Sonra İnsanlığımızı…

‘Kaybettik albayım’ yazmışlar, kocaman harflerle sokaktaki duvara. Önünden bilmem kaç kez geçmişimdir fakat ilk kez geçenlerde ayrı bir gözle baktım o yazıya. İnsanlığın düştüğü derin vurdumduymazlığı düşünüp, evime doğru ilerlerken mırıldandım kendi kendime: ‘Kaybettik albayım! Önce vicdanlarımızı sonra insanlığımızı…’

‘Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.’ demiş Koca Akif… Ne de güzel söylemiş…

Doğu Türkistan, kanayan yaramız, hiç kapanmayan… Zulmün en ağırının baş gösterdiği ve inançları uğruna işkence gören binlerce insan!

İnsanlık şu günlerde can çekişiyor ne yazık ki! Oysa dili, dini, ırkı ne olursa olsun zulmün yaşandığı her yer, her toprak parçası için sessiz kalmamalıydı insanlık. Gözler kör, kulaklar sağır, diller lal olmamalıydı! Elimizden ne gelir? Biz tek başımıza ne yapabiliriz? Hep aynı bahanelerin ardına sığınıyoruz ve aslında vicdan rahatlatıyoruz. Hepimizin kulak aşinası olduğu bir kıssa var, ne zaman duysam duygulanırım. Nuh (a.s)’ın gemisi yanıyormuş, insanlar yolda ağzıyla ateşe su taşıyan bir karınca görmüşler ve sormuşlar: ‘ne yapıyorsun?’ diye, karınca cevap vermiş: ‘ateşi söndürmeye çalışıyorum’. Kalabalık içinden bir kahkaha sesi yükselmiş, dalgaya alan bir ses tonuyla cevap vermişler karıncaya: ‘Bırak Allah aşkına senin taşıdığın suyla mı sönecek koca ateş?’ Karıncanın cevabı tokat gibi, ‘Ateşi söndüremedim diye yolunda da mı ölemem?’

Zulme sessiz kalışımız tam da bu kıssada ki gibi, kimsenin taşın altına elini koymaya niyeti yok, koyanlara ise en ağır eleştiriler yine hiç destek olmayanlardan geliyor. Geçtiğimiz günlerde Abdurrehim Heyiti’nin acı haberini aldık. Halk ozanı olan üstat yaptığı bir beste sebebiyle hem haksız yere hapse atıldı bu da yetmezmiş gibi, hapishanede hayatını, iç yüzünü bilmediğimiz, akla hayale aykırı düşen Çin zulmünde yitirdi. Ve değerli üstat gibi nice ismi bilinmeyen masum insanlar, kardeşlerimiz o işkencelere maruz kalıyor.

Peki, Bu Zulüm Karşısında İnsanlık Ne Yapıyor?               

Kaç kişi tepki gösterdi? Ya da kaç kişi Abdurrehim Heyiti’nin ölümü karşısında üzüldü? Hatta şöyle sorayım kaç kişinin haberi oldu? Herkesin tek derdi maalesef ki ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ psikolojisiyle kendi hayatını idame ettirmek oldu. Her şeyi bir kenara bırakıyorum ne çabuk ‘hüzün peygamberinin’ ümmeti olduğumuzu unuttuk ta, kendimiz üzülmeyelim diye kulaklarımızı acı feryatlara tıkar olduk? O kutlu Peygamber (s.a.v) Taif yolculuğunda mübarek ayaklarına kan dolacak şekilde taşlanmıştı da, Taif halkının helakı için gönderilen meleğe, ‘Benim istediğim onların helakı değil, onlardan hayırlı bir neslin çıkmasıdır.’ diye dua etmişti. Zulme maruz kalan bizzat kendisi olduğu halde, en güzel şekilde tavır sergilemişti.

Peki, Hz. Ömer’in şu sözünü nasıl unuttuk? ‘Dağlara buğdaylar serpin, Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler!’ ya Ömer! Müslüman ülkede insanlar ölüyor şimdi… Kuşların açlığını, insanların iyiliğini düşünen bir ecdattan, böyle yüreği katılaşmış nesiller olmayı nasıl kabullendik?

Doğu Türkistan, Suriye, Filistin, Arakan! Daha niceleri… Kabuk bağlamayan daimi yaralarımız. Biz insanlık olarak hiç bir ayrım yapmadan, zulüm görenler sırf insan olduğu için elimizden geleni yapmakla mükellefiz. Bizim başımıza gelmez! Diyerek kenara çekilmek her şey bir yana yaradılış gayemize aykırı düşmekte…

Sözü yormadan toparlamak gerekirse, can çekişen vicdan ve insanlığımıza nefes olup, taşın altına elini koyan kişiler olabilmeyi ve o şuurda nesiller yetiştirebilmeyi temenni ediyorum. Unutmayın! Gönül bağına çiçekler dikip, o bağı rengârenk hale getirmek bizim elimizde. Kıtalarca uzakta da olsa yardım bekleyen, zulüm gören insanlar, gerekirse tek bir söz bile olsa elimizden gelen, bundan ne çıkar ki? Demeden yapmamız ve gönül bağlarını kurmamız lazım. Vakit ‘kaybetmedik!’ demenin vakti, vakit önce vicdanlarımızı sonra insanlığımızı geri kazanmanın, kuruyan gönül bağlarını yeşertmenin vakti…

Etiketler
Devamını Göster

Nilay Şirin

yazar, şair ve Konya sokaklarında ilk kitabını yazmakta. Bayburt üniversitesi ilahiyat fakültesi ilahiyat 2018 mezunu. Çeşitli iş deneyimleri ve farklı şehirlerden sonra Eğitimci-Yazar olarak hayatını sürdürmekte. Gizemli olmayı seven yazarımız hayatı hakkında çok fazla bilgi paylaşımı yapmamakta. hayatının genel özeti kitaplar ,kalem ve kağıttan ibaret.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close