Tarih

Tufan: Hem Yaşamın Hem de Ölümün Simgesi

Canlılar sudan yaratılmıştır. Bu yaşam su aracılığıyla yerlerine yenisinin gelmesi için geri alınır. Bu sebeple mitolojide tufan hem yaşamı hem de ölümü simgeler. Suyun belirlediği bir yaşam-ölüm döngüsü ortaya çıkar. Bu da inanç dünyasında tanrının gönderdiği peygamberlerin sözlerini ve nasihatlerini dinlemeyen toplumların tanrı tarafından büyük bir tufanla yok edilmesi olarak karşımıza çıkar.

Farklı kültür ve inanışların bu konudaki ortak görüşleri de tufandan yalnızca seçilmiş kişinin kurtulması ve insanlığın yeniden bu kişi aracılığıyla türemesidir. Tufan sonrası yeniden doğuş ortaya çıkar. Tufan su kaynaklıdır ve su arınmak demektir. Suya gömülmek ölümü, sudan çıkmak ise yeniden doğuşu simgeler. Bu durum Hıristiyan inanışında vaftiz olarak ortaya çıkar. Aynı şekilde Tevrat’ta da suyun arındırma işlevi karşımıza çıkar: Yehova ve Hz. Davut’un insanları su ile arındıracağı söylenir.

Farklı İnanışlarda Tufan

Tufan, bazı inanışlarda insanlığa verilen ceza olarak da karşımıza çıkar. Asya’da, Andaman Dağları’nda yaşayan halk dünyayı ve insanlığı Pluga’ın yarattığına inanır. Gökyüzünde yaşar ve uyuduğunda kuraklık olur. Yeryüzüne yiyecek aramaya ise yağmurlarla iner. Pluga bir gün insanlığa çok kızar ve büyük bir tufan yaratarak insanlığı yok eder. Yalnızca dört insan sağ kalır ve Pluga bunlara acıyarak onları öldürmez.

Sümerler

Gılgamış mitinde ise bu durum insanların çoğalarak tanrıları rahatsız etmesi sonucu ortaya çıkar. İnsanlar o kadar çoğalır ki gürültülerinden tanrılar uyuyamaz hale gelir. Bu durum tanrıların büyük bir tufanla insanlığı yok etme kararı almasıyla sonuçlanır. İnsanlığın yok olmasını istemeyen Bilgelik Tanrısı Enki, Utnapiştim adlı bir insana durumu bildirir ve ondan bir gemi yapmasını ister.

Geminin nasıl yapılması gerektiğini tarif eder. Geminin yapımı yedi günde tamamlanır. Utnapiştim gemiye ailesini, sanatçıları ve hayvanları alır. Altı gün sürecek olan büyük tufan başlamadan gemi kapıları kapatılır. Tufanın yedinci gününde gemi Nisir Dağı’nın tepesine oturur. İçindekiler çıkıp kutlama yapar, yemek pişirirler. Yemeğin kokusunu alan tufanın yaratıcısı Enhil durumu fark eder ve çok kızar fakat Bilgelik Tanrısı Enki onu yatıştırır. Tanrılar, Utnapiştim ve eşine sonsuz yaşam verirler. Bulunan bir Sümer tabletinde ise kahraman Utnapiştim değil, Ziusudra’dır.

Laos

Laos mitolojisinde ise tanrılar, pirinç tarımı ve balıkçılıkla geçinen köylülerden yiyeceklerin bir kısmını kendilerine isterler. Bunu kabul etmeyen insanlar büyük bir tufanla yok edilir. Yalnız tufandan önce bu durumu sezen üç kişi vardır: Pu Lang Soeung, Khun Ket ve Khun Kan. Tufandan hemen önce bir sal yaparlar ve aileleriyle birlikte kurtulurlar. Yükselen suyla birlikte tanrıların katına kadar çıkarlar.

Tanrıların kralına tufanı anlatır ve insanların uyarıları dinlemediği için cezaya çarptırıldığı cevabını alırlar. Tanrıların kralı bu üç kişiye yaşama izni verir, sular çekilir. Aşağı inmeleri için onarla bir manda verir. Yeryüzüne inince manda ile pirinç tarımına başlarlar. Üç sene sonra manda ölür. Mandanın burnunda üç sarmaşık çıkar ve olgunlaşıp insana dönüşür. İnsanlık da böylece yeniden ortaya çıkmış olur.

Tufan Hem Yasamin Hem de Olumun Simgesi Nuhun Gemisi
Nuh Tufanı

Çin

Çin mitolojisinde diğer mitolojilerden farklılık göze çarpar. İmparator Yao zamanında büyük bir tufanla sular göğe kadar yükselir. Bu duruma çare bulması için Yuen adında biri, imparator tarafından görevlendirilir ancak başarılı olamaz. Bunun üzerine Yuen’in oğlu Yu görevlendirilir. Yu, bentler kurar ve dokuz nehir yolu açar. Bu nehirleri de dört ayrı denize akıtmayı başarır.

Hint-Galler-İrlanda-İskandinav-Litvanya

Hint destanlarında Manu ve Rihsiz tufandan kurtulur. Manu’nun önceden yakalayıp canını bağışladığı bir balık aniden büyür ve bir gemi yaparak boynuzlarına bağlamalarını ister. Gemi yapılır. Balık gemiyi dev dalgaların üzerinden aşırıp kuzeydeki Himavat Dağı’na çıkarır. Bu balık ayrıca Tanrı Vishnu’nun yansıması olarak da kabul edilir.

Galler yöresine ait efsaneye göre Dalgalar Gölü adı verilen Llynllion’un patlaması sonucu büyük ve korkunç sellerden Dwyfan ve Dwyfach gemi aracılığıyla kurtulurlar. Seller durulduktan sonra Dwyfan ve Dwyfach, Britanya halkını yeniden oluşturmaya başlar.

İrlanda efsanelerine göre balangıçta yalnızca İrlanda vardı ve dünya bundan ibarettir. Yaratılan ilk ırk da İrlanda’ya yerleşir. On altı eşi olan büyük önder Ladhra’nın öümü ve bu ölümün de İrlanda topraklarında yaşanan ilk ölüm olması sonucu İrlanda büyük bir tufanla sular altında kalır. Ladhra’nın ırkı tufanda yok olur ve sonraki 368 yıl boyunca İrlanda toprakları insansız kalır.

İskandinav efsanelerine göre büyük tufandan Bergalmer ve eşi büyük bir tekne aracılığıyla kurtulur. Sular durulduktan sonra insanlık Bergalmer ve eşi tarafından türetilir.

“Sular yükseldi, dünya karardı ve okyanus canavarları su yüzüne çıktı. Kayalık dağlar birbirine çarptı ve topraklar sulara gömüldü. Gökten parlak yıldızlar düştü ve alevler cennete kadar yükseldi.”

Tufan Hem Yasamin Hem de Olumun Simgesi

Litvanya efsanelerinde ise birkaç çift insan ve hayvanın bir dağın yüksek tepesinde bir kabuğun içinde saklandığını söyler. 12 gün 12 gece süren sular ve rüzgârlar dağın tepesine erişeceği zaman tanrı kendilerine bir ceviz kabuğu fırlatır ve bunun içinde yolculuk yaparak felaketten kurtulurlar.

Güney ve Kuzey Amerika Toplulukları

Maya efsanelerinde ise birkaç kişinin mağaraya saklanarak kurtuldukları belirtilir. Felaket; sel, yangın ve depremle başlar.

“Göklerden büyük gürültüler geldi ve ardı arkası kesilmeyen yağmurlar gece gündüz yağdı. İnsanlar evlerin damlarına tırmanmaya çalıştılar ama evler suların altında kaldı. Gökler yere iniyordu sanki karalar çöktü ve bir anda her şey sona erdi.”

Sonunda kurtulanlar mağaradan çıkarlar ve yaşamlarını sürdürürler.

Güney Amerika’daki Chibcha kabilesinin efsanesine göre Bochica ile eşi bir lamanın üzerinde yüksek dağlara tırmanarak felaketten kurtulurlar.

Kuzey Amerika’daki Huron Kızılderilileri, kabilelerinin büyük babasının eşi, ailesi ve hayvanlarıyla birlikte büyük bir salla, aylarca süren ve bütün dünyayı saran bu felaketten kurtulduklarını anlatırlar. Efsaneye göre süreç uzadıkça saldaki hayvanlar huzursuzlaşır. Bu yüzden karaya inildikten sonra hayvanlar konuşma yetilerini kaybederek cezalandırılır.

Yunan Mitolojisi

Yunan mitolojisinde tufanın kahramanı Deucalion’dur. Kibre kapılan ve günah işleyen insanlar Zeus tarafından cezalandırılmak istenir. Deucalion ve eşi Pyrrha meydana gelecek tufan konusunda Prometheus tarafından uyarılır. Onlar da uyarıyı dikkate alarak ağaçtan sandığa binerler ve tufandan kurtulurlar.  Sandık tufanda su üzerinde kalan iki dağdan biri olan Parnassus’un üzerine oturur. Ve insanlık bu dağın kayalıklarında yeniden doğar.

Altay ve Saha Türklerinde Tufan

Altay ve Saha Türklerinin inanışlarında birkaç varyant mevcuttur. Altay Türklerinin tufan efsanesini ilk kez Rahip Verbitskiy saptamıştır. Bu rivayette tufandan önce yeryüzünün hâkimi Tengiz Han’dır. Tengri Ülgen, Nama adında bir adama tufanda bhseder ve insanlarla hayvanları kurtarması için bir gemi yapmasını ister. Üç oğluyla birlikte Ülgen’in istediği şekilde gemi yapılır.

Tufan başladığında yeryüzünden sular fışkırır, gökyüzünden de yağmur yağar. Bir süre sonra sular çekilir ve kara parçaları belirgin hale gelir. Gemi bir dağın tepesine oturur. Nama, suyun derinliğini tespit edebilmek için karga, kuzgun ve saksağan gönderir. Hiçbiri geri dönmez. Bunun üzerine bir güvercin yollar ve güvercin gagasında bir dalla ile geri döner. Nama güvercine diğer üçünü sorar. Güvercin onları gördüğünü ve onların bir leşe konup leşi gagaladığını söyler. Bunun üzerine Nama onlara, Kıyamete kadar leş ile beslensinler, bedduasında bulunur.

Tufan Hem Yasamin Hem de Olumun Simgesi2

İslam’da Tufan

İslam inanışında geçen tufan ise Nuh Peygamber ile ilgilidir. Olayın merkezi bugünkü Irak topraklarıdır. Putperest olan kavmini doğru yola eriştirmesi için görevlendirilen Nuh Peygamber kavmi tarafında dikkate alınmaz ve sözleri dinlenmez. Bunun üzerine Tanrı’ya durumu anlatır ve Tanrı tarafından bir gemi yapması, geminin yapımı bittikten sonra ailesini ve çeşitli hayvanların dişilerini ve erkeklerini gemiye alması istenir. Geminin dışında kalacaklar tufanda ölecektir.

Nuh Peygamber son kez putperestleri inanmaya çağırdıysa da başarılı olamaz hatta bu yüzden hapsedilir. Bunun üzerine Nuh Peygamber’in duası üzerine onu hapsettiren Kral Mahvil bir hafta içinde ölür ve yerine oğlu Dermesil geçer.

Dermesil Nuh’a özgürlüğünü verse de putperestler arasında yeniden olaylar çıkması üzerine yeniden hapseder. Daha sonra gördüğü bir rüya sebebiyle onun bir deli olduğunu düşünüp salıverir. Çağın kâhinlerinden biri tufanın yaklaştığını ve Nuh’un ölmesi gerektiğini söyler, boğazını bayıltıncaya kadar sıkıp öldüğü düşünülerek bırakılır. Nuh, öcünün alınması ve kavminin helak edilmesi için tanrı’ya durmadan dua eder.

Tanrı Nuh’a bir ağaç dikmesini söyler. Ağaç büyüdükten sonra onu kurutur ve üç yıl süren hazırlık sonrasında gemiyi inşa etmeye başlar. Bunu gören kavmi karada gemi yürüteceği sözleriyle onunla alay ederler. Geminin yapımı üç yıldan fazla sürer. Sonunda kendisine inanan az sayıda insanla ve çiftli hayvanlarla gemiye biner. Bunlar; Nuh, oğulları Sam, Ham, Yafes, eşleri ve Nuh’a inanan altı kişidir. Nuh’un eşi Vaile ile oğlu Yam inanmadıkları içim gemiye alınmaz. Diğerleriyle birlikte tufanda boğulurlar. Gemiye binildiğinde Recep ayının onuncu günüdür.

Nuh’un asi oğlu Kral Dermesil ile gelip su olmadığı halde neden gemiye binildiğini sorgular. Herkesin inmesi yönünde tehditlerde bulunurlar. İnilmediği takdirde gemiyi içindekilerle birlikte yakacaklarını söylerler. Bu esnada bir adam gelerek bir kadının ocağından su fışkırdığını haber verir. Buna inanmaya kral atının ayağının altında su fışkırdığına şahit olur.

Atını nereye sürse yerden suların fışkırdığını görür. Bunun üzerine bir dağın üzerinde yedi put için yaptırdığı ve içini yiyecekle doldurduğu sığınağa kaçmaya karar verir. Ancak gitmeye çalışırken üzerine kayalar yuvarlanır. Tufan kırk gün sürer ve tüm yeryüzünü sular kaplar. Tufanla birlikte tepedeki putlar da sürüklenip aşağı düşer ve paramparça olarak toprağa gömülür.

Yeryüzü sularla kaplıyken Nuh’un gemisi bütün dünyayı dolaşır.

Habeş ülkesine, oradan Cidde’ye sonra Rum ülkesine ve oradan da Mekke ve Medine’ye gider. Harem-i Şerif etrafında yedi tur dolaşır. Daha sonra Cudi Dağı’na ulaşır ve Tanrı’nın buyruğuyla sular alçalınca dağın tepesine ulaşır. Bir ay sonra yer kuruyunca içerdekiler inerler ve şükran orucu tutarlar.

Nuh Peygamber ve yanındakilerin gemiden inme tarihleri Muharrem ayının onuncu günü olarak kabul edilir. Bu gün aşure günüdür, aynı zamanda Hz. Hüseyin’in Kerbela Savaşı’nda şehit edildiği güne denk gelir. Şii inancına göre Nuh Peygamber’in gemisinin Cudi Dağı’na varışı Nevruz’dadır.

Nuh peygamber ve yanındakiler yerleşik hayata geçerek tarımla uğraşırlar. Sonra bir veba salgını başlar ve Nuh ile oğulları dışındaki herkes ölür. Böylece insanlık Nuh’un soyundan yeniden doğar. Nuh peygamber tufandan sonra 350 yıl daha yaşar. Bazı inanışlara göre de Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’nda bir yerlerde bulunabileceği canlılığını korumaktadır.

Kaynak
1
Etiketler
Devamını Göster

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close